| Tatilci |
|
|
|
| Yönetici tarafından yazıldı. |
| Salı, 03 Kasım 2009 19:47 |
|
TATİLCİLERİN DİKKATİNE : DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (WHO) HASTALIK KONTROL MERKEZİ (CDC) BAŞKA ÜLKELERE SEYAHAT EDECEKLER İÇİN ÖNERİLERİ Sağlıklı Sağlıklı Olabilmek İçin:
- Ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkayın.
Hastalıklardan korunmak için:
- Sokakta satılan yiyecek ve içecekleri yemeyin.
Yanınıza neler almanız gerekir?
- Uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve şapka (Sıtma, Dang hastalığı, Filaryasis, Layşmanyoz, Onkoserkoz vb hastalıklar; böcek, sinek kovucu losyonlar.
İlkyardım çantanızda şunlar bulunmalıdır:
Yara bandı, antiseptik solusyon, bandaj, steril sargı bezi, yumuşatıcı bir göz damlası, allerji (böcek sokmaları vs.) kremleri, basit bir ağrı kesici (örn. Parasetamol), termometre steril enjektör, şeker –tuz solusyonları
Tatil dönüşü
Unutmayın ki sıtmanın kuluçka süresi bir yılı bulabilir. Ateş, nezle hali, terleme, üşüme gibi şikayetlerle başlayabilir. Doktorunuza, yaptığınız seyahatten sözetmelisiniz. Sıtma dışında; gidilen ülkenin mikrobik yapısına ve vücudunuzun bağışıklık durumuna bağlı olarak, ülkemizde görülmeyen pek çok tropikal hastalık görülebilmektedir.
Böcek ve sinek ısırmalarıyla bulaşan hastalıklar:
Dang hastalığı, Sıtma, Sarı Humma, Veba.
Yiyecek ve içeceklerle bulaşan hastalıklar:
Kolera, E.coli ishali, Hepatit A, Şistosomiyazis, Tifo.
Kişiden kişiye temasla bulaşan hastalıklar:
Hepatit B, HIV/AIDS
Seyahat nedeniyle bulaşabilecek hastalıklar:
Seyahat ishalleri: Tüm dünyada, en sık görülen seyahat hastalığı; bakteriler, virüsler ve parazitlerin neden olduğu seyahat ishalleridir. Temiz olmayan yiyecek ve sularla bulaşan; E.coli, salmonella, vibrio gibi bakteriler ve bazı parazitler ishal yapabilir. (kolera,tifo vb.). Temizliği şüpheli olan yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.
Sıtma: ciddi fakat önlenebilir bi hastalıktır. Bazen ölümcül olabilir. Doktorunuzun uygun gördüğü bir antimalaryal ilaçla beraber sivrisinek sokmalarına karşı alınacak kişisel önlemler yeterli olacaktır. Tüm çocuklar ve yetişkinler sıtmaya karşı risk altındadır. Ve şu ilaçlardan birini kullanmalıdır: Atovaquone/ proguanil, doxycycline, mefloquine veya primaquine.
Sarı humma: Sinek ısırmalarıyla bulaşabilen yüksek ateş ve sarılıkla karakterize bir hastalıktır. Sarı humma (Yellow fever) aşı belgesi dünyanın bazı bölgelerine giden kişiler için ibraz edilmesi ZORUNLU bir belgedir. Ülkemizde sarı humma aşısı sadece Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü (Sağlık Bakanlığı) tarafından yapılabilmektedir.
Seyahat nedeniyle yapılması gerekebilecek aşılar:
1. Hepatit A veya Immun globulini Aşıların tam etkili olabilmesi için; seyahatten 4-6 hafta önce yapılması önerilmektedir. Bölgelere göre WHO ve CDC'nin önerdiği aşılar; gidilen bölgeye, kalınacak süreye, kişinin bağışıklık durumuna ve o anda mevcut salgın hastalık durumuna göre değişebileceği için mutlaka konunun uzmanları tarafından Seyahat Hastalıkları Kliniklerinde uygulanmalıdır.
Cildimizi Güneşten Koruyalım
Öncelikle şu güneşin bize yaptıklarını bir anlatalım... Dünyamıza yansıyan ışınlar: • görünür ışık, • kırmızı ötesi (IR), • mor ötesi (UV) olarak bölünür. Bu ışınların dalga boyları birbirinden farklıdır. UV ışınlar, toplam ışınların %5'ini geçmemekle birlikte, canlı doku üzerinde önemli etkileri vardır ve kendi içinde üçe farklı tipte mevcuttur: • Ultraviyole A (Bronzlaşması –geç pigmentasyon- sağlar. Direkt zararlı etkisi olmamakla birlikte, indirekt olarak serbest radikallerin oluşumunu uyardığından kanser oluşumuna katkı yapar. Sinsi bir seyirle hücre düzeyinde yaptığı bozukluklar artık bilinmektedir. Solariumlarda yoğun olarak kullanılan UVA ışınlarına karşı da dikkatli olunmalı ) • Ultraviyole B (Güneş çarpması dediğimiz aşırı güneşlenmeden en geç 24 saat sonra etkisi ortaya çıkan ve cilt kanserlerinin de sebebi olabilen ışındır) • Ultraviyole C (Ozon tabakası tarafından filtrelendiğinden etkisi minimaldir) Amerikan Cilt Doktorları Birliği son yayınladığı genelge ile yaşı ve cilt rengi ne olursa olsun günde 20 dakikadan fazla güneşte kalacak herkesin yıl boyunca kendini koruması gerektiğini belirtiyor. Çünkü gölgeli havalarda bile ultraviyole ışınlarının %80'i bulutlardan yansıtılıyor. Cildin güneş ışınlarıyla temas eden bölgesinde ortaya çıkan cilt yaşlanmasına ise Fotohasar deniyor. Uzmanlarca ifade edildiği şekilde, "bronzlaşmış bir ten, sağlık ve güzelliğin sembolüdür, ancak derinin mikroskopik olarak yaşlanması en çok güneş ışınları ile temas eden bölgelerde olmaktadır. Biyolojik yani zamana bağlı yaşlılığı, fotohasar hızlandırır. Korunmasız ve aşırı güneşlenme, erken cilt kırışıklıklarına, benek benek çillere, hatta deri kanserlerine neden olur."
Sadece Amerika da her yıl 600 bin kişinin, deri kanserine yakalanmakta, Sidney de düzenlenen Dünya Dermotoloji Kongresi nde belirtildiği üzere, dünyada melonom ( ölümcül cilt kanseri) vakalarında yüzde yüze varan artış kaydedilmektedir.
Dolayısıyla, yaz aylarında cildimizi güneşin istenmeyen etkilerinden korumanın önemi günümüzde daha dikkatle uymamız gereken konulardan biri...
NASIL KORUNACAĞIZ?
Öncelikle güneşe çıkarken şapka, uygun elbiseler giyilmeye dikkat edilmeli. Sıcak havalarda mümkünse 10:00 ile 16:00 arasında dışarı çıkılmamalı. Eğer içinizde hala güneşe çıkmak için dayanılmaz bir istek varsa o zaman gelin şu hep kremlerin üstünde yazan ‘koruyucu faktör' kavramını bir göz atalım. Koruyucu faktör; basitçe krem sürülmüş bir ciltte güneş yanığı oluşturmak için geçen zamanın korunmamış bir cilttekine oranıyla hesaplanıyor. Örneğin normalde güneş altında 10 dakikada kızaran bir kişi koruyucu faktörü 2 olan bir krem sürerse 20 dakikada ıstakoz haline gelebiliyor.
BİR GÜNEŞ KREMİNDE OLMASI GEREKENLER
Ürün kutuları üzerinde iki tür rakam görebiliriz: IP UVB : UVB'nin kızarıklığına(güneş yanığı) karşı korumayı sağlar, SPF : Hem UVA hem de UVB'ye karşı korunmayı gösterir Ancak kızarıklık sadece UVB ile oluşmayacağı için SPF rakamını dikkate almak daha doğru olacaktır. Ayrıca, satın aldığınız Güneş krem ve losyonlarında; • koruma için- uva, uvb filitresi, titan oksit, ve çinko oksit gibi mikro pigmentler, • bakım için- kurumayı önleyici lipidler ve hidrojeller, • ikincil koruma için- serbest kökleri yok eden E vitamini, enfeksiyon önleyici aloevera, papatya gibi bitki özleri, • kremin suda çözülmemesi için- silikon yağlar, lipozomlar, lipojeller, • kremin allerji yaratmaması için- kendi kendine bronzlaşma sağlayan madde, kokulu, böcek kovucu madde içermemesi gerekiyor.
GÜNEŞ YANIKLARININ TEDAVİSİ
Güneş ışığının içindeki ultraviyole ışınları (UV), UV-A ve UV-B uzun süre güneşe maruz kalındığında cilt yanıklarına yol açar. Tekrarlayan cilt yanıkları da cilt kanserlerine neden olur.
Normalde atmosfer ve ozon tabakası dünyaya ulaşan UV ışını miktarını azaltır. Fakat ozon tabakasının incelmesi ile dünyaya ulaşan UV ışını miktarı artmıştır.
Güneş yanıklarında, kızarıklık, ağrı, şişme güneşten 2-4 saat sonra başlar, 24 saatte maksimuma ulaşır. Bu birinci derece yanıktır. İçi su dolu kabarcıklar olduğunda yanık artık ikinci derece olmuş demektir.
Üçüncü derece yanıklarda kabuklanmalar olur, güneş üçüncü derece yanığa sebep olmaz.
Birinci derece yanıklar, kendi kendine bir kaç günde iyileşiyor. Kortizonlu krem, nemlendirici ve soğuk uygulama ile bu süreyi kısaltıp, ağrılarınızı azaltabilirsiniz. Ancak bu yetişkinler için geçerli. Eğer güneşe maruz kalan çocuğunuzsa, doktora başvurmanızda fayda var. Internet sitelerinde çocuklarınıza yönelik uygulayacağız tedavilerle ilgili bazı öneriler var. Ibuprofen ile tedavi, kremler, merhemler, vb... Ancak bizce bu yöntemlere kendi başınıza başvurmaktansa, çocuğunuzu doktor kontrolunde tedavi ettirin. Doktora gidene kadar, bazı aloe vera içerikli kremlerle rahatlamasını sağlayıp, aşırı su kaybına karşı su içmesini sağlayabilirsiniz.
Cilt kanserini önlemenin yolu, güneş yanıklarını önlemektir. Cilt kanseri geç yaşta ortaya çıksa da, sebep çocuklukta olan güneş yanıklarıdır. Çocuğunuzu cilt kanserinden korumak için güneşte yanmasını engelleyin. Bebekler ise asla güneşe maruz kalmamalıdırlar. Kum ve suyun güneş ışınlarını yansıttığını unutmayın. Gölgede bile cilt yanıkları olabilir. Şapka veya şemsiye bebeğinizi yansıyan ışınlardan koruyamaz. Çocuğunuzun gözlerini de güneşten koruyun. Yıllarca UV ışınlarına maruz kalmak, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek katarakt riskini attırır. İkinci derece yanıkta ise kızarıklık yanında ciltte su toplanması da söz konusu. Bu durumda yetişkinler de bir cilt doktoruna başvurmalı. Su toplayan ve patlayan derinin enfeksiyon riskini de göz ardı etmemelisiniz.
Böcek Isırık ve Sokmaları
Böcek sokmalarından sonra,
• yerel, • sistemik ve, • sistemik toksik reaksiyon oluşabilmektedir.
Seyrek olarak böcek sokmasından 1 ya da 2 hafta sonra serum hastalığı ya da anafilaksi de ortaya çıkabilmektedir
Böcek sokmasından sonra ortaya çıkan reaksiyon, kişiden kişiye ve böcekten böceğe değişiklik gösterir. Isırıklar tek tek ya da bir böcek, bir alanda birden çok ısırık yaptığı için gruplar halindedir. Bebekler genellikle reaksiyon göstermezler, küçük çocuklar gecikmiş aşırı duyarlılık reaksiyonu, büyük çocuklar hem gecikmiş, hem hızlı aşırı duyarlılık reaksiyonu gösterirler. Olağan reaksiyon ağrı, şişme ve sokulan bölgede etrafında oluşan renk değişikliğidir.
Böcek sokması olan bölgeden uzakta şişme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolik şeklinde karın ağrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefes almada zorluk, hırıltılı solunum, at sesi (larinks ödemi bulgusu), dilde şişme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon ve anafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzın alınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalp durması yaşamı tehdit eden bulgular arasında sayılabilir. Anafilaksi gelişen her böcek sokmasında acil müdahale ve tedavi gerekir.
AKREP
Akrep, zehrini "telson" denen kuyruğunun son boğumunda yer alan zehir bezlerinden üretir ve iğneleyeceği zaman iki kasın yardımıyla dışarı verir. Yurdumuzda meydana gelen akrep sokmalarında nadiren de olsa özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölüm vakaları bulunmaktadır. Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan insanlar, akrep sokmalarından fazla etkilenmektedir. Güneydoğu'da yapılan çalışmalar sırasında sağlık ocakları ve halktan edinilen bilgilere göre; akrep sokmalarının tamamına yakını kısmi ağrılar ve yaralar şeklinde olup, birkaç saatten bir güne varan sürelerdeki rahatsızlıklar ile sonuçlanmaktadır.
Belirtiler
• Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen iğne izi,
Tedbirler:
• Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla dolaşmamak, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giymek,
İlk yardım:
• İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı,
Yanlışlar:
• Isırık yerini bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel yöntemler kullanılmamalı,
ÖRÜMCEK
Örümcekler tarafından ısırılma, çoğunlukla ısırılan vücut bölgesi ile sınırlı kalıp, acı, yanma hissi ve şişkinlik ile sonuçlanır. İnsanı öldürecek derecede güçlü zehirli örümcek türleri oldukça azdır ve yurdumuzda bu denli zehirli türler bulunmamaktadır. Isırılan kişi, hayvanın zehrine karşı alerjik tepki gösterebilir. Bu durumda, tehlike riski daha yüksektir.
Belirtiler:
• Isırılan yer ilkin olarak şişer ve dokunmaya karşı hassas bir hale gelir.
Örümcek ısırmalarında yapılması gerekenler
• Kişiyi sakinleştirmek. Kişi, örümcek zehirli olmasa bile panik nedeniyle şoka girebilmekte ve bu nedenle oksijensiz kalarak, hayati tehlike yaşamaktadır. Panik esnasında salgılanan hormonların vücutta dolaşımı hızlandırdığı ve bu nedenle de zehrin vücut içerisinde dağılımını kolaylaştırdığını unutmamak gerekir.
ARI
Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses' in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı, sarı arı ve eşek arılarıdır. Arı alerjisi, özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkar. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kişilere bir alerjist tarafından arı alerjisi aşısı uygulanması ve kişinin gerekli tedbirleri (açık havada alışveriş, piknik yapmamak, hoş kokulu parfümler kullanmamak, parlak ve çiçek desenli giysiler giyinmemek, terli olmamak, devamlı yanında antialerjik ilaçlar bulundurmak ve şapka takmak v.b.) alması önemlidir.
İlk yardım;
Tedavi:
Tedavide temel, mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar, kortizon ve adrenalin gerektiği durumlarda kullanılır. Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 başarılıdır.
SİVRİSİNEK
Yaklaşık 2700 türü olduğu saptanan sivrisineklerden insan sağlığı açısından önemli olan Anopheles, Culex ve Aedes adlı üç türü önem kazanmaktadır. Sivrisinekler sıtma, Filariazis, Sarı Humma, Deng hastalığı gibi hastalıkların yayılmasında ve salgın hastalıkların ortaya çıkmasında önemli rol oynarlar.
Tedbirler
• Su birikintilerinin ortadan kaldırılması,
YILAN
Yöresel olarak değişse de ülkemizde çok zehirli yılanlara sık rastlanmamaktadır. Zehirli yılan ısırığının karakteristik görünümü, aralarında 1 ila 1,5 cm açıklık bulunan, etrafında şişme ağrı ve renk değişikliği olan 2 adet küçük deliktir.
İlk yardım
• Isırılan bacak veya kol, ısırılan yerin yukarısından sargı (turnike) ile sıkılır. Turnike her yarım saatte bir, iki dakika gevşetilerek zehrin yavaş yavaş kana karışması sağlanır. Böylece az miktarda zehir kan tarafından kolayca etkisiz hale getirilir.
Tüm ısırıklar için genel kural
Herhangi bir ısırıkla karşılaşıldığında ısırılan bölgenin, kalbe yakın bir yerinden turnike bağlayıp, her 10 dakikada bir kez 2-3 dakika çözmek, organı mümkün olduğunca hareketsiz bırakmak gerekir. Isırılan yerden zehri emmeye çalışmak da mantıklı bir davranış değildir. Keza ağız içindeki, yemek borusundaki veya midedeki yaralardan (örneğin habersiz olduğunuz bir ülserden) zehrin kana karışma olasılığı oldukça yüksektir. Ayrıca ısırılan bölgeye soğuk uygulama yapmak, ağızdan aspirin dışında bir ağrı kesici almak ve bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Bunlara rağmen vücutta kasılmaların başlaması, acilen bir sağlık kuruluşuna ulaşıp antiserum yapılmasını gerektirir.
BÖCEK SOKMALARINDAN NASIL KAÇINABİLİRİZ?
• Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürünmemeli, • Pikniğe, çocuk bahçesine giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giyilmemeli, • Yakında uçuşan arı görüldüğünde panik yaratıp, kaçması için saldırıya geçilmemeli (yaban arıları kendilerine saldırıldığında sokmaktadırlar), • Ağzı açık kalmış tatlı içecekler yeniden içilmemeli, • Çöp tenekelerin ağzı sıkıca kapalı tutulmalıdır, • Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri sıkıca kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalıdır, • Evlerin ve arabaların camları kapalı olmalıdır. • Pikniğe, parka giderken tatlı ve bitki kokulu parfümler sıkılmamalıdır.
Sabun ve Kimyasallar
Aşağıda listelenen kimyasalların hepsini bir sabunda bulmak tabii ki mümkün değil. Ancak, bu kimyasalların sabun endüstrisinde, sabun üretimine yönelik kullanılan kimyasalların bir kısmı olduğunu söylersek ne dersiniz? Akaylose PPM/PPH/PPHH Alpha Olefin Sulphonates(AOS)(powder/liquid/noodles) Ammonium Lauryl Ether Sulphate(ALES) Ammonium Lauryl Sulphate(ALS) Borax Calcite Calcium Carbonate Calcium Chloride Caustic Soda Flakes Ceto Stearly Alcohol (CSA) Ceryl Alcohol China Clay Citric Acid Cocodiethanolamide (CDEA) Cocodiethanolamide (CMEA) Cocomonomide Coconetaine Dicalcium Phosphate Dentifrite Grade Dolomite ETDA Ethoxylated Lanolon Ethyalene Glycol Distearate (EGDS) Ethyalene Glycol Monostearate (EGDS) & (PGMS) Fatty Acid (PFAD) Fatty Alcohols Fatty Alochol Ether Sulphate Glycerine Hydrated Lime Isopropyl Alcohol Isopropyl Myristate Kaolin Lanolin Lenetee Wax Lime Stone Linear Alkyl Benzene Sulphonic Acid (LABSA Acid Slurry) Linoxyd-CM-1000 Nonyl Phenyl Ethoxylate (Np 10) Oleic Acid Oleum (20/23%) Optical Whitener Paraffin Wax Petroleum Jelly Saffron Extract Salt/Super Salt/Super Fine Salt Silicate Silicon Oils Soap Colour Acid Soapstone Sada Ash Dense Soda Bi Carb Sodium Citrate Sodium Aulphate Sodium Carbonate Sodium Carboxy Methyl Cellulose (CMC) Sodium Chlorate Sodium Chloride Sodium Chlorite Sodium Laurate Sodium Lauryl Ether Sulphate (liquid) Sodium Lauryl Ether Sulphate (SLES) Sodium Lauryl Sulphate (power/ liquid/ noodles) (SLS) Sodium Perborate Sodium Perborate Monohydrate Sodium Silicate Sodium Stearate Sodium Sulphate Sodium Triopoly Phosphate Sodium Tripoly Phosphate (STPP) Starch Stearic Acid Sulphuric Acid Talc Tetra Sodium Pyrophosphate (TSP) Tinopal Titamium Dioxide Trichlorocarbanilide Triclosan Triethanolamine Trisodium Phosphate Ultra Marine Blue Zeolite Zinc Phyrithione Bitkisel - Doğal Sabunları kullanmanızı öneriyoruz...
Ö n c e S a ğ l ı k
TiensTurk
Arayın MSN: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir 02163384771 - 05058230519 |
| Son Güncelleme: Cuma, 06 Kasım 2009 08:26 |


