header
Tatilci PDF Yazdır e-Posta
Yönetici tarafından yazıldı.   
Salı, 03 Kasım 2009 19:47

TATİLCİLERİN DİKKATİNE :

DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ (WHO)

HASTALIK KONTROL MERKEZİ (CDC)

BAŞKA ÜLKELERE SEYAHAT EDECEKLER İÇİN ÖNERİLERİ

Sağlıklı Sağlıklı Olabilmek İçin:

 

- Ellerinizi sık sık su ve sabunla yıkayın.
- Sadece kaynatılmış veya kapalı ambalajlardaki suyu için. Şişe veya teneke kutulardaki karbonatlı içecekleri (kola, maden suyu gibi) içebilirsiniz. Musluk suyu, doğal kaynak suyu ve hangi suyla yapıldığını bilmediğiniz buzlu içecekleri içmeyin. Eğer mutlaka içmek zorunda kalacağınızı düşünüyorsanız filtre veya iyot tabletleri kullanın. (açık alanlarda)
- Sadece pişirilmiş yiyecekleri yiyin. Eğer pişmemiş sebze veya meyve yemek zorundaysanız mutlaka soyun. Unutulmaması gereken kural: “Kaynatın, pişirin, soyun veya unutun gitsin”
- Seyahatten önce, seyahat esnasında ve sonra önerildiği şekilde sıtma önlemlerinizi alın.
- Mantar ve parazit enfeksiyonlarından korunmak için ayaklarınızı temiz ve kuru tutun.
- HIV ve diğer cinsel yollarla bulaşan hastalıklardan korunmak için mutlaka prezervatif kullanın.

 

Hastalıklardan korunmak için:

 

- Sokakta satılan yiyecek ve içecekleri yemeyin.
- Nasıl yapıldığını bilmediğiniz buzlu içecekleri içmeyin.
- Pastörize edilmemiş süt ve süt ürünlerini tüketmeyin.
- Hiç kimseyle aynı enjektörü kullanmayın.
- Özellikle kedi, köpek, maymun gibi hayvanlarla temastan kaçının ve ısırılmanız ya da yaralanmanız halinde hemen tıbbi otoritelere başvurun.
- Tatlı sularda yüzmekten kaçının. Tuzlu sular, her zaman daha güvenlidir.

 

Yanınıza neler almanız gerekir?

 

- Uzun kollu gömlek, uzun pantolon ve şapka (Sıtma, Dang hastalığı, Filaryasis, Layşmanyoz, Onkoserkoz vb hastalıklar; böcek, sinek kovucu losyonlar.
- Haşerelere karşı aerosol sprey
- İshal ilacı
- Portatif su filtreleri ve iyot tabletleri.(özellikle açık alan veya kampa gidiyorsanız)
- Güneş kremi, güneş gözlüğü, şapka
- Reçeteli tüm ilaçlarınız ve reçeteleri
- Kullandığınız diğer ilaçlar

 

İlkyardım çantanızda şunlar bulunmalıdır:

 

Yara bandı, antiseptik solusyon, bandaj, steril sargı bezi, yumuşatıcı bir göz damlası, allerji (böcek sokmaları vs.) kremleri, basit bir ağrı kesici (örn. Parasetamol), termometre steril enjektör, şeker –tuz solusyonları

 

Tatil dönüşü

 

Unutmayın ki sıtmanın kuluçka süresi bir yılı bulabilir. Ateş, nezle hali, terleme, üşüme gibi şikayetlerle başlayabilir. Doktorunuza, yaptığınız seyahatten sözetmelisiniz. Sıtma dışında; gidilen ülkenin mikrobik yapısına ve vücudunuzun bağışıklık durumuna bağlı olarak, ülkemizde görülmeyen pek çok tropikal hastalık görülebilmektedir.

 

Böcek ve sinek ısırmalarıyla bulaşan hastalıklar:

 

Dang hastalığı, Sıtma, Sarı Humma, Veba.

 

Yiyecek ve içeceklerle bulaşan hastalıklar:

 

Kolera, E.coli ishali, Hepatit A, Şistosomiyazis, Tifo.

 

Kişiden kişiye temasla bulaşan hastalıklar:

 

Hepatit B, HIV/AIDS

 

Seyahat nedeniyle bulaşabilecek hastalıklar:

 

Seyahat ishalleri: Tüm dünyada, en sık görülen seyahat hastalığı; bakteriler, virüsler ve parazitlerin neden olduğu seyahat ishalleridir. Temiz olmayan yiyecek ve sularla bulaşan; E.coli, salmonella, vibrio gibi bakteriler ve bazı parazitler ishal yapabilir. (kolera,tifo vb.). Temizliği şüpheli olan yiyecek ve içeceklerden kaçınılmalıdır.

 

Sıtma: ciddi fakat önlenebilir bi hastalıktır. Bazen ölümcül olabilir. Doktorunuzun uygun gördüğü bir antimalaryal ilaçla beraber sivrisinek sokmalarına karşı alınacak kişisel önlemler yeterli olacaktır. Tüm çocuklar ve yetişkinler sıtmaya karşı risk altındadır. Ve şu ilaçlardan birini kullanmalıdır: Atovaquone/ proguanil, doxycycline, mefloquine veya primaquine.

 

Sarı humma: Sinek ısırmalarıyla bulaşabilen yüksek ateş ve sarılıkla karakterize bir hastalıktır. Sarı humma (Yellow fever) aşı belgesi dünyanın bazı bölgelerine giden kişiler için ibraz edilmesi ZORUNLU bir belgedir. Ülkemizde sarı humma aşısı sadece Hudut ve Sahiller Genel Müdürlüğü (Sağlık Bakanlığı) tarafından yapılabilmektedir.

 

Seyahat nedeniyle yapılması gerekebilecek aşılar:

 

1. Hepatit A veya Immun globulini
2. Hepatit B (özellikle, kan ile temas etme riski bulunan sağlık personeli, bölgedeki kişilerle cinsel temas olasılığı, bölgede altı aydan uzun süre kalma durumlarında)
3. Meningokokal menenjit (özellikle Sahra-altı Afrika ülkelerine seyahatlerde)
4. Sarı humma
5. Kuduz: (Vahşi veya evcil hayvan temas olasılığı varsa)
6. Tetanoz –difteri-kızamık (gerekiyorsa hatırlatma dozu)
7. Tifo
8. Japon Ensefaliti

Aşıların tam etkili olabilmesi için; seyahatten 4-6 hafta önce yapılması önerilmektedir. Bölgelere göre WHO ve CDC'nin önerdiği aşılar; gidilen bölgeye, kalınacak süreye, kişinin bağışıklık durumuna ve o anda mevcut salgın hastalık durumuna göre değişebileceği için mutlaka konunun uzmanları tarafından Seyahat Hastalıkları Kliniklerinde uygulanmalıdır.

 

Cildimizi Güneşten Koruyalım

 

Öncelikle şu güneşin bize yaptıklarını bir anlatalım...

Dünyamıza yansıyan ışınlar:

•  görünür ışık,

•  kırmızı ötesi (IR),

•  mor ötesi (UV) olarak bölünür.

Bu ışınların dalga boyları birbirinden farklıdır. UV ışınlar, toplam ışınların %5'ini geçmemekle birlikte, canlı doku üzerinde önemli etkileri vardır ve kendi içinde üçe farklı tipte mevcuttur:

•  Ultraviyole A (Bronzlaşması –geç pigmentasyon- sağlar. Direkt zararlı etkisi olmamakla birlikte, indirekt olarak serbest radikallerin oluşumunu uyardığından kanser oluşumuna katkı yapar. Sinsi bir seyirle hücre düzeyinde yaptığı bozukluklar artık bilinmektedir. Solariumlarda yoğun olarak kullanılan UVA ışınlarına karşı da dikkatli olunmalı )

•  Ultraviyole B (Güneş çarpması dediğimiz aşırı güneşlenmeden en geç 24 saat sonra etkisi ortaya çıkan ve cilt kanserlerinin de sebebi olabilen ışındır)

•  Ultraviyole C (Ozon tabakası tarafından filtrelendiğinden etkisi minimaldir)

Amerikan Cilt Doktorları Birliği son yayınladığı genelge ile yaşı ve cilt rengi ne olursa olsun günde 20 dakikadan fazla güneşte kalacak herkesin yıl boyunca kendini koruması gerektiğini belirtiyor. Çünkü gölgeli havalarda bile ultraviyole ışınlarının %80'i bulutlardan yansıtılıyor.

Cildin güneş ışınlarıyla temas eden bölgesinde ortaya çıkan cilt yaşlanmasına ise Fotohasar deniyor. Uzmanlarca ifade edildiği şekilde, "bronzlaşmış bir ten, sağlık ve güzelliğin sembolüdür, ancak derinin mikroskopik olarak yaşlanması en çok güneş ışınları ile temas eden bölgelerde olmaktadır. Biyolojik yani zamana bağlı yaşlılığı, fotohasar hızlandırır. Korunmasız ve aşırı güneşlenme, erken cilt kırışıklıklarına, benek benek çillere, hatta deri kanserlerine neden olur."

 

Sadece Amerika da her yıl 600 bin kişinin, deri kanserine yakalanmakta, Sidney de düzenlenen Dünya Dermotoloji Kongresi nde belirtildiği üzere, dünyada melonom ( ölümcül cilt kanseri) vakalarında yüzde yüze varan artış kaydedilmektedir.

 

Dolayısıyla, yaz aylarında cildimizi güneşin istenmeyen etkilerinden korumanın önemi günümüzde daha dikkatle uymamız gereken konulardan biri...

 

NASIL KORUNACAĞIZ?

 

Öncelikle güneşe çıkarken şapka, uygun elbiseler giyilmeye dikkat edilmeli. Sıcak havalarda mümkünse 10:00 ile 16:00 arasında dışarı çıkılmamalı. Eğer içinizde hala güneşe çıkmak için dayanılmaz bir istek varsa o zaman gelin şu hep kremlerin üstünde yazan ‘koruyucu faktör' kavramını bir göz atalım.

Koruyucu faktör; basitçe krem sürülmüş bir ciltte güneş yanığı oluşturmak için geçen zamanın korunmamış bir cilttekine oranıyla hesaplanıyor. Örneğin normalde güneş altında 10 dakikada kızaran bir kişi koruyucu faktörü 2 olan bir krem sürerse 20 dakikada ıstakoz haline gelebiliyor.

SPF (Sun Protection Factor: Güneş koruyucu faktör) veya filtre gücü, güneşten koruyucu ürünün UV ışının ne kadarını cilde geçirdiğini gösterir. Örneğin 15 faktörlü bir ürün, ışının 1/15'ini yani, %7'sini geçirir. Böylece güneş altında geçirilebilecek güvenli süreyi 20 dakikadan 5 saate çıkarır. 15'ten yüksek koruma faktörlü ürünler 5 saatten daha uzun süre korur. Güneş yanıkları için tehlikeli saatler olan 10:00 ile 16:00 arası için 15 koruma faktörü yeterlidir. Fakat açık tenli kişiler için asgari 30 koruma faktörü gereklidir. Güneş koruyucu kremlerin dışarı çıkmadan en az 15-30 dakika önce uygulanması ve 2 saat aralarla yinelenmesi gerekiyor. Suya dayanıklı olanlar bile 1 saat içinde etkisini yitirebilmektedir.

 

BİR GÜNEŞ KREMİNDE OLMASI GEREKENLER

 

Ürün kutuları üzerinde iki tür rakam görebiliriz:

IP UVB : UVB'nin kızarıklığına(güneş yanığı) karşı korumayı sağlar,

SPF : Hem UVA hem de UVB'ye karşı korunmayı gösterir

Ancak kızarıklık sadece UVB ile oluşmayacağı için SPF rakamını dikkate almak daha doğru olacaktır.

Ayrıca, satın aldığınız Güneş krem ve losyonlarında;

• koruma için- uva, uvb filitresi, titan oksit, ve çinko oksit gibi mikro pigmentler,

• bakım için- kurumayı önleyici lipidler ve hidrojeller,

• ikincil koruma için- serbest kökleri yok eden E vitamini, enfeksiyon önleyici aloevera, papatya gibi bitki özleri,

• kremin suda çözülmemesi için- silikon yağlar, lipozomlar, lipojeller,

• kremin allerji yaratmaması için- kendi kendine bronzlaşma sağlayan madde, kokulu, böcek kovucu madde içermemesi gerekiyor.

 

GÜNEŞ YANIKLARININ TEDAVİSİ

 

Güneş ışığının içindeki ultraviyole ışınları (UV), UV-A ve UV-B uzun süre güneşe maruz kalındığında cilt yanıklarına yol açar. Tekrarlayan cilt yanıkları da cilt kanserlerine neden olur.

 

Normalde atmosfer ve ozon tabakası dünyaya ulaşan UV ışını miktarını azaltır. Fakat ozon tabakasının incelmesi ile dünyaya ulaşan UV ışını miktarı artmıştır.

 

Güneş yanıklarında, kızarıklık, ağrı, şişme güneşten 2-4 saat sonra başlar, 24 saatte maksimuma ulaşır. Bu birinci derece yanıktır.

İçi su dolu kabarcıklar olduğunda yanık artık ikinci derece olmuş demektir.

 

Üçüncü derece yanıklarda kabuklanmalar olur, güneş üçüncü derece yanığa sebep olmaz.

 

Birinci derece yanıklar, kendi kendine bir kaç günde iyileşiyor. Kortizonlu krem, nemlendirici ve soğuk uygulama ile bu süreyi kısaltıp, ağrılarınızı azaltabilirsiniz. Ancak bu yetişkinler için geçerli. Eğer güneşe maruz kalan çocuğunuzsa, doktora başvurmanızda fayda var. Internet sitelerinde çocuklarınıza yönelik uygulayacağız tedavilerle ilgili bazı öneriler var. Ibuprofen ile tedavi, kremler, merhemler, vb... Ancak bizce bu yöntemlere kendi başınıza başvurmaktansa, çocuğunuzu doktor kontrolunde tedavi ettirin. Doktora gidene kadar, bazı aloe vera içerikli kremlerle rahatlamasını sağlayıp, aşırı su kaybına karşı su içmesini sağlayabilirsiniz.

 

Cilt kanserini önlemenin yolu, güneş yanıklarını önlemektir. Cilt kanseri geç yaşta ortaya çıksa da, sebep çocuklukta olan güneş yanıklarıdır. Çocuğunuzu cilt kanserinden korumak için güneşte yanmasını engelleyin. Bebekler ise asla güneşe maruz kalmamalıdırlar. Kum ve suyun güneş ışınlarını yansıttığını unutmayın. Gölgede bile cilt yanıkları olabilir. Şapka veya şemsiye bebeğinizi yansıyan ışınlardan koruyamaz. Çocuğunuzun gözlerini de güneşten koruyun. Yıllarca UV ışınlarına maruz kalmak, ileri yaşlarda ortaya çıkabilecek katarakt riskini attırır.

İkinci derece yanıkta ise kızarıklık yanında ciltte su toplanması da söz konusu. Bu durumda yetişkinler de bir cilt doktoruna başvurmalı. Su toplayan ve patlayan derinin enfeksiyon riskini de göz ardı etmemelisiniz.

 

 

Böcek Isırık ve Sokmaları

 


Böcek sokmaları özellikle yaz ve sonbahar başlarında tatil ve piknik yapan insanlar için keyif kaçırıcı, bazen de yaşamı tehdit edici bir sorun olmaktadır. Ülkemizde de en sık karşılaşılan böcek sokmaları; yaban arısı, eşek arısı ve bal arısı, az da olsa akrep ve yılan sokması olarak ortaya çıkmaktadır.

Böcek sokmalarından sonra,

 

•  yerel,

•  sistemik ve,

•  sistemik toksik reaksiyon oluşabilmektedir.

 

Seyrek olarak böcek sokmasından 1 ya da 2 hafta sonra serum hastalığı ya da anafilaksi de ortaya çıkabilmektedir

 

Böcek sokmasından sonra ortaya çıkan reaksiyon, kişiden kişiye ve böcekten böceğe değişiklik gösterir. Isırıklar tek tek ya da bir böcek, bir alanda birden çok ısırık yaptığı için gruplar halindedir. Bebekler genellikle reaksiyon göstermezler, küçük çocuklar gecikmiş aşırı duyarlılık reaksiyonu, büyük çocuklar hem gecikmiş, hem hızlı aşırı duyarlılık reaksiyonu gösterirler. Olağan reaksiyon ağrı, şişme ve sokulan bölgede etrafında oluşan renk değişikliğidir.

 

Böcek sokması olan bölgeden uzakta şişme, kızartı, ürtiker, kaşıntı, kolik şeklinde karın ağrısı, kusma, ishal, göğüste sıkışma hissi, nefes almada zorluk, hırıltılı solunum, at sesi (larinks ödemi bulgusu), dilde şişme olabilir. Bu bulgular, ciddi alerjik reaksiyon ve anafilaksi bulgularıdır ve birkaç dakika içinde ortaya çıkar. Nabzın alınamaması ve kan basıncının düşmesi, bilinç bulanıklığı ve kalp durması yaşamı tehdit eden bulgular arasında sayılabilir. Anafilaksi gelişen her böcek sokmasında acil müdahale ve tedavi gerekir.

 

AKREP

 

Akrep, zehrini "telson" denen kuyruğunun son boğumunda yer alan zehir bezlerinden üretir ve iğneleyeceği zaman iki kasın yardımıyla dışarı verir.

Yurdumuzda meydana gelen akrep sokmalarında nadiren de olsa özellikle Güneydoğu Anadolu bölgesinde ölüm vakaları bulunmaktadır.

Akrep sokmalarının etkisi, akrebin türüne, boyuna, yaşına, cinsiyetine, saldırganlığına, mevsime, sokulan kişinin alerji hassasiyetine, yaşına, sokulan bölgenin hayati fonksiyonlara sahip organlara yakınlığına göre değişmektedir. Bilhassa kalp ve solunum rahatsızlıkları olan insanlar, akrep sokmalarından fazla etkilenmektedir. Güneydoğu'da yapılan çalışmalar sırasında sağlık ocakları ve halktan edinilen bilgilere göre; akrep sokmalarının tamamına yakını kısmi ağrılar ve yaralar şeklinde olup, birkaç saatten bir güne varan sürelerdeki rahatsızlıklar ile sonuçlanmaktadır.

 

Belirtiler

 

• Sokulan yerde 30 dakika veya biraz daha fazla süren çabuk ve şiddetli, yanma hissi uyandıran ağrı ve genelde gözle görülebilen iğne izi,
• Semptomlar, esas 30 dakika veya bazen 4-12 saat sonra görülmeye başlar ve takip eden 24 saat boyunca artarak kendini gösterir. Ağrı, belli bir bölgede olabileceği gibi, karındaki kramplar şeklinde başka bir yerde de oluşabilir.
• Yanma hissi ile genellikle el, ayak, yüz ve baş derisinde görülen iğnelenme, karıncalanma ve aşırı bir duyarlılık,
• Giyecek birşeyler arama, yatağa girme isteği gibi deride aşırı duyarlılık ve sesten bile rahatsızlık,
• Bacakları bükememe şeklinde kas koordinasyon bozukluğu veya yürürken sarhoş gibi davranma, istem dışı hareketler, titreme, halsizlik,
• Yeme ve yutma sorunları, konuşma zorluğu, başağrısı, kusma ve ishal,
• Hastanın göz kapaklarının bükülmesi, sarkması,
• Bebeklerde hiperaktiflik ve sebepsiz yere ağlamalar,
• İdrar güçlüğü,
• Solunum güçlüğü ve buna bağlı ölüm.

 

Tedbirler:

 

• Özellikle geceleri, akrep olabilecek yerlerde çıplak ayakla dolaşmamak, mümkünse ayağı iyi kapatacak şeyler giymek,
• Akreplere çıplak elle dokunmamak,
• Kamp yaparken veya açık arazide yatarken; doğrudan zeminde yatmamak,
• Arazide çeşitli amaçlarla taş veya ağaç kütüğü vs. kaldırırken dikkatli olmak, taşı kendine doğru çevirmek,
• Bölgedeki akreplerin, yüksek zehirli veya zararsız olup olmadıklarını öğrenmekte de yarar vardır.

 

İlk yardım:

 

• İlk olarak soğuk (buz vs.) uygulama yapılmalı,
• Kalp ve solunum fonksiyonları takip edilmeli,
• Hareket edilmemeli ve yara temiz tutulmalı,
• Panzehir, sadece ciddi zehirlenme durumlarında, doktor tarafından tatbik edilmeli,
• Zehir gözlere temas edecek olursa; bol su veya süt vs. gibi bir sıvı ile yıkanmalıdır.

 

Yanlışlar:

 

• Isırık yerini bıçak vs. ile yarmak, kesmek, emmek, çeşitli merhemler sürmek gibi yöntemlere başvurulmamalı veya geleneksel yöntemler kullanılmamalı,
• Semptomların etkisini azaltmak için alkol kullanılmamalı,
• Morfin ve morfin benzeri acıyı azaltacak şeyler kullanılmamalı; zira bunlar nabzın artmasına ve solunum güçlüklerine sebep olabilir.

 

ÖRÜMCEK

 

Örümcekler tarafından ısırılma, çoğunlukla ısırılan vücut bölgesi ile sınırlı kalıp, acı, yanma hissi ve şişkinlik ile sonuçlanır. İnsanı öldürecek derecede güçlü zehirli örümcek türleri oldukça azdır ve yurdumuzda bu denli zehirli türler bulunmamaktadır. Isırılan kişi, hayvanın zehrine karşı alerjik tepki gösterebilir. Bu durumda, tehlike riski daha yüksektir.

 

Belirtiler:

 

• Isırılan yer ilkin olarak şişer ve dokunmaya karşı hassas bir hale gelir.
• Sersemlik, kusma eğilimi, terleme, tükürük salgısında artış, solunum güçlüğü diğer etkilerdir.

 

Örümcek ısırmalarında yapılması gerekenler

 

• Kişiyi sakinleştirmek. Kişi, örümcek zehirli olmasa bile panik nedeniyle şoka girebilmekte ve bu nedenle oksijensiz kalarak, hayati tehlike yaşamaktadır. Panik esnasında salgılanan hormonların vücutta dolaşımı hızlandırdığı ve bu nedenle de zehrin vücut içerisinde dağılımını kolaylaştırdığını unutmamak gerekir.
• Buz veya soğuk su içeren bir torba ile ısırılan yer üzerine kompres yaparak şişkinliği indirmeye ve acıyı azaltmaya çalışmak,
• Isırılan bölgeyi sabun ve su ile iyice yıkamak,
• Zehirli örümcek ısırmalarında alkolden veya ağrı kesicilerden kesinlikle uzak durmak,

 

ARI

 

Arı alerjisi, toplumda sık görülen ve ölümcül sonuçları nedeni ile dikkatleri üzerine çeken alerjik hastalıklardan biridir. Arı alerjisine ait ilk yazılı kayıtlar M.Ö. 2641 yılında Mısır Firavunu Menses' in yaban arısı tarafından sokulup ölmesine aittir. En sık alerji sebebi olan arılar bal arısı, sarı arı ve eşek arılarıdır. Arı alerjisi, özellikle arı tarafından birkaç kez sokulan ve genetik olarak yatkın kişilerde ortaya çıkar. Daha önceden arı tarafından sokulup ciddi reaksiyon görülen kişilere bir alerjist tarafından arı alerjisi aşısı uygulanması ve kişinin gerekli tedbirleri (açık havada alışveriş, piknik yapmamak, hoş kokulu parfümler kullanmamak, parlak ve çiçek desenli giysiler giyinmemek, terli olmamak, devamlı yanında antialerjik ilaçlar bulundurmak ve şapka takmak v.b.) alması önemlidir.

 

İlk yardım;


• Sokma yerinin üstünden turnike uygulayın ve turnikeyi her 10 dakikada bir 3 dakika kadar gevşetin,
• Sokma yerine soğuk kompres uygulayın,
• Antialerjik ilaçları uygulayın,
• En kısa zamanda doktora ulaşın.

 

Tedavi:

 

Tedavide temel, mutlaka arı tarafından sokulma riskini azaltmaktır. Bunun için yukarıdaki önerileri dikkatle uygulayınız. Bunun dışında antialerjik ilaçlar, kortizon ve adrenalin gerektiği durumlarda kullanılır. Arı alerjisinde en önemli tedavi aşı tedavisidir. Arı alerjisine karşı uygulanan aşı tedavisi 2-3 yıl kadar sürmekle birlikte % 100 başarılıdır.

 

SİVRİSİNEK

 

Yaklaşık 2700 türü olduğu saptanan sivrisineklerden insan sağlığı açısından önemli olan Anopheles, Culex ve Aedes adlı üç türü önem kazanmaktadır. Sivrisinekler sıtma, Filariazis, Sarı Humma, Deng hastalığı gibi hastalıkların yayılmasında ve salgın hastalıkların ortaya çıkmasında önemli rol oynarlar.

 

Tedbirler

 

• Su birikintilerinin ortadan kaldırılması,
• Derelerin rehabilitasyonu veya üzerlerinin kapatılması,
• Taban suyu olan yerlerde drenaj vb. tedbirler alınması,
• Bina altlarında meydana gelebilecek su birikmelerinin önlenmesi,
• Bahçe ve balkon gibi özel mülk alanlarında da su birikintisine yol açabilecek unsurların ortadan kaldırılması önemlidir.

 

YILAN

 

Yöresel olarak değişse de ülkemizde çok zehirli yılanlara sık rastlanmamaktadır. Zehirli yılan ısırığının karakteristik görünümü, aralarında 1 ila 1,5 cm açıklık bulunan, etrafında şişme ağrı ve renk değişikliği olan 2 adet küçük deliktir.

 

İlk yardım

 

• Isırılan bacak veya kol, ısırılan yerin yukarısından sargı (turnike) ile sıkılır. Turnike her yarım saatte bir, iki dakika gevşetilerek zehrin yavaş yavaş kana karışması sağlanır. Böylece az miktarda zehir kan tarafından kolayca etkisiz hale getirilir.
• Isırılan bölge tesbit edilir ve kalp seviyesinin aşağısında tutulur.
• Varsa yüzük, saat, takı ve tüm sıkı giysiler çıkarılmalıdır.
• Asıl yapılması gereken, ısırılan bölgeyi ve hastayı hareketsiz hale getirip, mümkünse yılanı öldürüp hastayla birlikte en yakın hastaneye götürmektir.

 

Tüm ısırıklar için genel kural

 

Herhangi bir ısırıkla karşılaşıldığında ısırılan bölgenin, kalbe yakın bir yerinden turnike bağlayıp, her 10 dakikada bir kez 2-3 dakika çözmek, organı mümkün olduğunca hareketsiz bırakmak gerekir. Isırılan yerden zehri emmeye çalışmak da mantıklı bir davranış değildir. Keza ağız içindeki, yemek borusundaki veya midedeki yaralardan (örneğin habersiz olduğunuz bir ülserden) zehrin kana karışma olasılığı oldukça yüksektir. Ayrıca ısırılan bölgeye soğuk uygulama yapmak, ağızdan aspirin dışında bir ağrı kesici almak ve bir sağlık kuruluşuna başvurmak gerekir. Bunlara rağmen vücutta kasılmaların başlaması, acilen bir sağlık kuruluşuna ulaşıp antiserum yapılmasını gerektirir.

 

BÖCEK SOKMALARINDAN NASIL KAÇINABİLİRİZ?

 

•  Otların üzerinde açık ayakkabı ve çıplak ayakla yürünmemeli,

•  Pikniğe, çocuk bahçesine giderken parlak renkli, kol ve bacağı açıkta bırakan giyecekler giyilmemeli,

•  Yakında uçuşan arı görüldüğünde panik yaratıp, kaçması için saldırıya geçilmemeli (yaban arıları kendilerine saldırıldığında sokmaktadırlar),

•  Ağzı açık kalmış tatlı içecekler yeniden içilmemeli,

•  Çöp tenekelerin ağzı sıkıca kapalı tutulmalıdır,

•  Ev dışında yenilen yiyeceklerin paketleri sıkıca kapatılmalı, uzun süre ağzı açık bırakılmamalıdır,

•  Evlerin ve arabaların camları kapalı olmalıdır.

•  Pikniğe, parka giderken tatlı ve bitki kokulu parfümler sıkılmamalıdır.

 

Sabun ve Kimyasallar

 

 
Her gün elinizi ve yüzünüzü kaç çeşit kimyasal üründen oluşan sabunlarla yıkadığınızı biliyor musunuz?

Aşağıda listelenen kimyasalların hepsini bir sabunda bulmak tabii ki mümkün değil. Ancak, bu kimyasalların sabun endüstrisinde, sabun üretimine yönelik kullanılan kimyasalların bir kısmı olduğunu söylersek ne dersiniz?

Akaylose PPM/PPH/PPHH

Alpha Olefin Sulphonates(AOS)(powder/liquid/noodles)

Ammonium Lauryl Ether Sulphate(ALES)

Ammonium Lauryl Sulphate(ALS)

Borax

Calcite

Calcium Carbonate

Calcium Chloride

Caustic Soda Flakes

Ceto Stearly Alcohol (CSA)

Ceryl Alcohol

China Clay

Citric Acid

Cocodiethanolamide (CDEA)

Cocodiethanolamide (CMEA)

Cocomonomide

Coconetaine

Dicalcium Phosphate Dentifrite Grade

Dolomite

ETDA

Ethoxylated Lanolon

Ethyalene Glycol Distearate (EGDS)

Ethyalene Glycol Monostearate (EGDS) & (PGMS)

Fatty Acid (PFAD)

Fatty Alcohols

Fatty Alochol Ether Sulphate

Glycerine

Hydrated Lime

Isopropyl Alcohol

Isopropyl Myristate

Kaolin

Lanolin

Lenetee Wax

Lime Stone

Linear Alkyl Benzene Sulphonic Acid (LABSA Acid Slurry)

Linoxyd-CM-1000

Nonyl Phenyl Ethoxylate (Np 10)

Oleic Acid

Oleum (20/23%)

Optical Whitener

Paraffin Wax

Petroleum Jelly

Saffron Extract

Salt/Super Salt/Super Fine Salt

Silicate

Silicon Oils

Soap Colour Acid

Soapstone

Sada Ash Dense

Soda Bi Carb

Sodium Citrate

Sodium Aulphate

Sodium Carbonate

Sodium Carboxy Methyl Cellulose (CMC)

Sodium Chlorate

Sodium Chloride

Sodium Chlorite

Sodium Laurate

Sodium Lauryl Ether Sulphate (liquid)

Sodium Lauryl Ether Sulphate (SLES)

Sodium Lauryl Sulphate (power/ liquid/ noodles) (SLS)

Sodium Perborate

Sodium Perborate Monohydrate

Sodium Silicate

Sodium Stearate

Sodium Sulphate

Sodium Triopoly Phosphate

Sodium Tripoly Phosphate (STPP)

Starch

Stearic Acid

Sulphuric Acid

Talc

Tetra Sodium Pyrophosphate (TSP)

Tinopal

Titamium Dioxide

Trichlorocarbanilide

Triclosan

Triethanolamine

Trisodium Phosphate

Ultra Marine Blue

Zeolite

Zinc Phyrithione

 Bitkisel - Doğal Sabunları kullanmanızı öneriyoruz...

 

Ö n c e    S a ğ l ı k

 

TiensTurk

 

Arayın

MSN: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

02163384771 - 05058230519

Son Güncelleme: Cuma, 06 Kasım 2009 08:26